Varikosel, üreme çağındaki infertil erkeklerde nispeten yüksek bir prevalans gösterir ve %35-%44'e ulaşır6. Bu hastalığın erkek doğurganlığı üzerindeki etkisi göz ardı edilemez, çünkü testis fonksiyonunda dengesizliklere, kan akışında kararsızlığa ve termoregülasyon bozukluklarına yol açabilir ve daha sonra spermin hem kalitesini hem de miktarını etkileyebilir. Daha ciddi sonuçlar, potansiyel testis atrofisi ve diğer ilgili komplikasyonları içerir. Çok sayıda çalışma, varikosel onarımının semen parametreleri7, gebelik sonuçları8 ve üreme hormonları üzerindeki etkilerini kanıtlamıştır. Varikoselektomi infertil hastaların yanı sıra kronik testis ağrısı ve/veya testis büyümesi durması olan adölesan hastalarda da uygulanmaktadır. Laparoskopik varikoselektomi yaygın olarak kabul edilen yöntemdir, ancak hidrosel sık görülen bir komplikasyondur10.
Son yıllarda, mikrocerrahi varikoselektomi yavaş yavaş varikosel11 için "altın standart" tedavi haline gelmiştir. Geleneksel tedavilerle karşılaştırıldığında, bu tekniğin daha az postoperatif komplikasyon, daha düşük nüks oranı, minimal invazivlik ve hızlı postoperatif iyileşme gibi belirgin avantajları vardır 12,13,14. Ancak yine de birçok hekim bu ameliyatı genel anestezi altında yapmayı tercih etmektedir. Genel anestezi uygulaması, hastaların ameliyat öncesi oruç tutmasını gerektirir, bu da ameliyat sonrası iyileşmenin daha uzun sürmesine neden olur ve anestezi sırasında arteriyel kan basıncındaki potansiyel düşüş, ameliyat sırasında spermatik arteri izole etme ve koruma zorluğunu artırabilir.
Bu zorluklar göz önüne alındığında, bu çalışma lokal anestezi altında mikrocerrahi varikoselektomi tekniğini önermekte ve uygulamaktadır. Bu yöntemin uygulanması, epidermal anestezi için serviste sadece iki bileşik lidokain kremi uygulamasını ve ardından ameliyathanede infiltratif anesteziyi gerektirir. Bu yeni teknik, gerekli ameliyat süresini önemli ölçüde kısaltır, genel anestezinin karmaşıklıklarını ve risklerini önler ve genel anestezi alamayan kardiyopulmoner sorunları olan hastalar için yeni cerrahi fırsatlar sunar. Ayrıca, lokal anestezi altında, cerrah spermatik arterin nabız atışlarını daha net gözlemleyerek daha hassas izolasyon ve koruma sağlar. Bu sadece cerrahi riskleri etkili bir şekilde azaltmakla kalmaz, aynı zamanda cerrahi tekniğin yaygın olarak benimsenmesini de gerçekten teşvik eder.
Bu çalışmada kullanılan lokal anestezi aynı zamanda daha hasta merkezli bir bakım yaklaşımını yansıtarak ameliyat sonrası rahatsızlığı ve ekonomik yükü azaltmaktadır. Ameliyat sonrası takip verileri, ameliyattan üç ay sonra hastanın semen kalitesinin önemli ölçüde iyileştiğini göstermektedir. Bununla birlikte, bu tekniğin sınırlamaları vardır. Hastalar ameliyat sırasında hala bir çekme hissi hissedebilir ve bu da ameliyatın tamamlanmasını potansiyel olarak etkileyebilir. Ek olarak, bu çalışma başka bir önemli sınırlamayı temsil eden geleneksel mikrocerrahi varikoselektomi tekniği ile doğrudan karşılaştırılmamıştır. Ayrıca, bu ameliyatın sınırlamaları iyi bir hasta işbirliği gerektirir ve bu da onu işbirliği yapamayan 14 yaşın altındaki çocuklar için uygun hale getirmez. Bununla birlikte, daha fazla araştırma ve uygulama ile bu teknik daha geniş kabul ve uygulama kazanacaktır.
Sonuç olarak, lokal anestezi altında yapılan mikrocerrahi varikoselektomi, varikoselin tedavisi için potansiyel değerini ve avantajlarını sergileyen yeni bir bakış açısı sunmaktadır. Gelecekte, devam eden araştırma ve teknolojik ilerlemelerle birlikte, bu teknik, daha fazla varikosel hastası için daha iyi terapötik sonuçlar ve daha yüksek bir yaşam kalitesi getirme sözü vermektedir.