Yüz ayaktan tedavi gören HIV-1 enfekte kişiye; kilo kaybı, yürüme hızında yavaşlama, kavrama gücünde azalma, düşük aktivite ve bitkinlik dahil olmak üzere klinik kırılganlık belirteçleri açısından prospektif olarak test yapılmıştır. Çalışma sırasında seksen bir hasta kırılgan değilken, 19 hasta ilk değerlendirmede kırılgan bulunmuştur (Tablo 1). Kırılgan ve kırılgan olmayan hastaların özellikleri, kırılgan gruptaki daha yüksek hepatit C ve nöropati oranı dışında anlamlı bir farklılık göstermemiştir (p < 0.05). HIV enfeksiyon süresi, CD4 sayısı ve HIV-1 RNA viral yükü de karşılaştırılmıştır. Tablo 2'de gösterildiği üzere, daha genç hastalarda kırılganlık insidansı daha yüksek çıkmış ve bu durum düşük CD4 hücre sayıları ile ilişkilendirilmiştir. CD4 sayısının <200 cells/mm3 olması, CD4 sayısı >350 cells/mm3 olan hastalara kıyasla kırılganlık olasılığında 9 kat artış ile ilişkilendirilmiştir (odds oranı [OR] 9.0, %95 güven aralığı [CI] 2.1-44). Yedi kırılgan hasta 6 ay sonra tekrar ölçülmüştür: 2'si tedaviyi reddederek ölmüş, 4'ü artık kırılgan olmamış ve 1 hasta kırılgan kalmıştır (Tablo 3). Bu verilerden, hastalar reçete edilen antiretroviral tedavi aldıklarında, CD4 hücre sayılarının artmasıyla birlikte hastanın genel sağlık durumunda da bir iyileşme olduğu görülmektedir. Son olarak, çalışma popülasyonundaki kırılganlık insidansı, hastaların aldığı antiretroviral tedavi yılı sayısı ile karşılaştırıldığında, hastalar antiretroviral tedaviyi ne kadar uzun süre alırsa, kırılganlık insidansının o kadar azaldığı görülmüştür (p < 0.05). Bu gerçek, güncel HIV tedavi kılavuzlarında tercih edilen yaklaşım olan, HIV enfekte hastalarda antiretroviral tedavinin erken kullanımını desteklemektedir.15
Kırılganlığın HIV ayakta tedavi gören hastalarda yaygın olduğu ve ilerleyen yaştan ziyade düşük CD4 sayıları ile ilişkili olduğu sonucuna varmış bulunmaktayız. Verilerimiz, özellikle fonksiyonlarda kademeli bir düşüşün yaşanabildiği enfekte olmamış yaşlı bireylerin aksine, ön-kırılgan durumlarına dönebilen genç hastalarda kırılganlığın geçici olduğunu göstermektedir.
Önceki Çalışmamızdan1 Temsili Sonuçlar
| | | Kırılgan, N=19 (19%) | Kırılgan Olmayan, N=81 (81%) |
| Cinsiyet | Erkek | 14 (74%) | 60 (74%) |
| | Kadın | 5 (26%) | 21 (26%) |
| Yaş | <50 | 12 (63%) | 46 (57%) |
| | >=50 | 7 (37%) | 35 (43%) |
| Komorbidite | Dislipidemi | 6 (32%) | 25 (31%) |
| | Psikiyatrik | 4 (21%) | 29 (36%) |
| | Nöropati | 8 (42%) | 15 (19%) |
| | Hipertansiyon | 2 (11%) | 17 (21%) |
| | Hepatit C | 6 (32%) | 12 (15%) |
| | Diabetes mellitus | 3 (16%) | 6 (7%) |
| | Koroner arter hastalığı | 1 (1%) | 5 (6%) |
Tablo 1. HIV çalışma hastalarının klinik özellikleri. Kırılgan hastalar; cinsiyet, yaş ve komorbiditeler açısından kırılgan olmayan HIV hastaları ile karşılaştırılmıştır. Nöropati varlığı ve hepatit C enfeksiyonu, kırılgan ve kırılgan olmayan hastalar arasında anlamlı farklar oluşturmuştur.
| CD4 Hücre Sayısı (cells/μl) | <50 Yaş, N (%) | >=50 Yaş, N (%) |
| <200 | 7 | 3 |
| 200-350 | 4 | 1 |
| >350 | 1 | 3 |
| Ρ-değeri | 0.028 | 0.021 |
Tablo 2. Kırılgan hastalar ile bu hastalardaki yaş ve CD4 hücre sayısı arasındaki ilişki. Kırılgan hastalar, kırılgan olmayan hastalara göre anlamlı derecede daha gençtiler ve daha düşük CD4 hücre sayılarına sahiptiler.
| Hasta | Başlangıç CD4 Hücre Sayısı (cells/μl) | Başlangıç Viral Yük (RNA copies/μl) | Yeniden Test CD4 Hücre Sayısı (cells/μl) | Yeniden Test Viral Yük (RNA copies/μl) | Komorbidite | Sonuç |
| 1 | 26 | 2 milyon | N/A | N/A | hepatit C, alkolizm | Ölü; ART'yi reddetti |
| 2 | 3 | 52,000 | 1 | 82,000 | koksidioidomikoz | Ölü; ART'yi bıraktı |
| 3 | 12 | 12,000 | 36 | <48 | yok | Kırılgan değil |
| 4 | 169 | <48 | 991 | <48 | körlük, periferik nöropati, pulmoner emboli | Kırılgan değil |
| 5 | 141 | 1,000 | 54 | <48 | lenfoma, periferik nöropati | Kırılgan değil |
| 6 | 151 | <48 | 393 | <48 | koksidioidomikoz, derin ven trombozu | Kırılgan değil |
| 7 | 106 | 44,620 | 229 | <48 | hepatit C, kronik obstrüktif akciğer hastalığı | Kırılgan |
Tablo 3. Düşük CD4 hücre sayısına sahip 7 kırılgan hastanın sonuçları. Bu hastaların tamamının antiretroviral tedaviye ihtiyacı vardı, tedavi reçete edildi ve ardından 6 ay sonra kırılganlık durumları tekrar test edildi. Reçete edilen antiretroviral tedaviyi alan hastalardan sadece biri 6 ay sonra hâlâ kırılgandı.

Şekil 1. Anti-retroviral terapi alma yılı sayısı ile kırılganlık insidansı arasındaki ilişki (89 hasta anti-retroviral terapi almaktaydı). Hastalar anti-retroviral terapiyi ne kadar uzun süre kullandılarsa, bu popülasyonda kırılganlık insidansı o kadar düşük olmuştur (p < 0.05).