$$\rightleftharpoonup{xx}$$
$$\longleftharp{xx}$$,
$$\longrightharp{xx}$$,
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, periodontit insanlar arasında en yaygın altıncı en yaygın, yaygın ve geri döndürülemez kronik iltihaplı hastalıkolarak kabul edilmektedir 1,2. Günümüzde ise dünya nüfusunun yaklaşık %15'inietkiliyor 1,2,3. Periodontitin yaş, cinsiyet, ağız hijyeni uygulamaları, sigara durumu, etnik köken, düşük sosyoekonomik durum ve çeşitli sistemik hastalıklar gibi çeşitli faktörlerle güçlü bir şekilde ilişkiliolduğu bildirilmiştir 2,3,4,5. Yaşlı yetişkinlerde belirgin şekilde yüksek yaygınlığa sahip olan periodontit, dişlere yapışan subgingival mikrobiyotadaki disbiyotik değişikliklerle patolojik olaraktetiklenir 6,7. Tedavi edilmezse, bu durum nihayetinde kemik yok oluşuna, diş hareketine ve talihsiz dişkaybına yol açar. Bu nedenle, periodontitisin altında yatan moleküler mekanizmaların kapsamlı bir şekilde anlaşılması ve hastalığın tanısal belirteçlerinin belirlenmesi acil olarak gereklidir.
Periodontal dokunun yapısal ve etkileşimli karmaşıklığı, periodontal rejenerasyon sürecinde karşılaşılan önemli zorluklara katkıda bulunan önemli faktörlerdenbiri olarak yaygın olarak kabul edilir 9,10. Periodontal yenilenme amacıyla kullanılan çeşitli mezenkimal kök hücreler (MSC) arasında, periodontal bağ kök hücreleri (PDLSC) in vivo ortamda yeni çimento benzeri yapıların oluşumunda son derece güvenilir bir kaynak olduğu kapsamlı şekildekanıtlanmış 11,12. Son dönemde yapılan preklinik çalışmalarda, PDLSC'lere dayalı tedavi, doku yenilenmesi alanında son derece umut verici sonuçlargöstermiştir 13,14. Hasta diş dokusuna kıyasla, PDLSC'lerin transkriptomik analizi daha güçlü fonksiyonel yönelim ve terapötik dönüşüm potansiyeligösterdi 13,14.
Biyoinformatik teknoloji ve biyoinformatik analiz yöntemleri, araştırmacılara potansiyel biyolojik süreçleri ve proteomik, genomik ve metabolom istatistiklerle ilişkilendirilebilecek ilişkileri belirlemegücü verir 15,16. Ayrıca, biyoinformatik teknolojisinin yüksek verimliliği araştırmacıların, yeni nesil dizileme ve mikroarray deneylerinden üretilenler gibi büyük ölçekli biyolojik veri setlerinianaliz etmesini de sağlar 17,18. Bu yetenek, hastalık tanısı ve prognozu için potansiyel biyobelirteçlerintanımlanmasına olanak tanır 19,20. Örneğin, bir disintegrin ve metalloproteinaz 28 (ADAM28) ile trombospondin tip I motifler (ADAMTSL3) içeren disintegrin benzeri ve metalloproteaz bölgesi, biyoinformatik teknolojiye dayalı kapsamlı bir analizle periodontit hastalarının diş eti dokularında yeni biyobelirteçler olaraktanımlanmıştır 21. Ayrıca, nükleer reseptör koaktivatörü 4 (NCOA4), çözünen taşıyıcı taşıyıcı 1A5 (SLC1A5) ve ısı şoku proteini B1 (HSPB1) gibi ferroptozla ilişkili birkaç genin periodontitis22'de daha iyi tanısal değere sahip olduğu bildirildi. Ancak, periodontitisin moleküler mekanizması daha fazla araştırılmayı hak etmektedir. Bu çalışmada, araştırmacılar biyoinformatik teknolojiyi kullanarak sitokin kaynaklı PDLSC'lerde hub genlerini incelemeyi ve periodontitle bağlantılı potansiyel biyolojik süreçleri ve yolları tespit etmeyi amaçlamaktadır. Sitokin ile tedavi edilen PDLSC'lerin biyoinformatik analizi, PDLSC disfonksiyonu ile periodontit arasındaki boşluğu kapatan PDLSC disfonksiyonuyla ilgili iltihap odaklı transkripsiyon programlarını yakalar. Sitokin kaynaklı PDLSC'lerdeki bu temel genler ve yollar, periodontitisin altında yatan birleşik mekanizmalar hakkında değerli bilgiler sunar.